........................................


"Kişisel Web Sitesi"
"Kişisel Web Sitesi"

Son Çıkan Kitaplar
Son Çıkan Makaleler
(İnsan Hakları Araştırmaları Dergisi
Yıl:3 Sayı:4)

Online Yazılar
HUKUK DEVLETİ NEDİR?
Yıldırım TORUN

Hukuk devleti, demokratik yönetim biçiminin, hak ve özgürlüklere bağlı kalarak siyasal erke uygulanmasını sağlayan ilkelerden birisidir (Kaboğlu 2002: 179). Hukuk devleti ilkesi, siyasal erkin meşruiyetini hukuka dayandıran ve devlet eylemlerinin, evrensel ilkeler ve önceden belirlenmiş hukukî kurallar çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini savunan ilkedir. Yani hukuk devleti, meşruiyetini, özü adalet olan hukuka bağlı kalmakla kazanan devlettir (Selçuk 1999:17). Hukukî ilkelerin devlet açısından bağlayıcılığını esas alan hukuk devleti, bu yolla iktidarın keyfî kullanımını, hukuka bağlı yönetim tarzıyla değiştirme eğilimindedir. Bu niteliği itibariyle de hukuk devleti, devlet-birey ilişkisinde bireyin anayasal güvence altına alınmasını sağlamaya yönelir. Bu bağlamda hukuk devleti, devletin sınırlandırılması aracılığıyla bireylerin hukukî güvenliğini garanti altına almaya çalışır. Yani hukuk devleti, bu doğrultuda, devletin tarafsızlığını sağlayarak hukuk önünde eşitlik ilkesine hizmet eder (Barry 2003: 56-57). Toplum içerisinde yaşayan her insanın, bireysel farklılıklarına rağmen hukuk karşısında eşit kabul edilmesi, hukuk devletinin ayrıt edici özelliğidir.
LAİKLİK NEDİR?
Yıldırım TORUN

Laiklik; kurumsal otorite anlamında devletin toplum içerisinde yaşayan insanların benimsedikleri dinî anlayışlar karşısında tarafsız olması anlamına gelir. Dolayısıyla laiklik, herhangi bir dinî öğretinin, gerek siyasî gerekse hukukî yapılanmalar açısından belirleyici bir ilke olarak değerlendirilemeyeceğini gösterir. Yani siyasî otorite ve hukukî ilkelerin meşruiyet zemini, din değil, rasyonalitedir. Başka bir ifadeyle laiklik, seküler bir hukuksal ve siyasal projedir. Ancak bu, toplum içerisinde varolan dinî öğretilerin devlet tarafından determine edilmesi demek değildir. Çünkü laikliği karakterize eden nitelikler, bir yandan devletin dinî ilkelerden arındırılması, diğer yandan da dinî ilkelerin ve bu ilkeleri benimseyen insanların devletin tahakkümüne karşı korunmasıdır. Sonuç olarak laiklik, bir yandan dinin, üst otorite anlamında devleti bağlamayacağı, diğer yandan da dini öğretilerin anayasal ve yasal yollarla devletin müdahalesine karşı muhafaza edilmesi gerektiğini savunur (Yayla 1998: 95). Zira modern demokratik yaklaşımlar, siyasî ve hukukî yapının meşruiyetinin dine dayandırılmamasının, özellikle plüral toplumsal formasyonlar açısından bir gereklilik olduğu kanısındadır. Bunun sebebi ise, din eksenli siyasî ve hukukî yapıların, plüral mahiyet arzeden toplumlar açısından bir takım problemlere yol açacağı düşüncesidir. Demokratik yaklaşımlara göre, "devletin meşruiyeti din çerçevesinde belirlenecekse, bu din toplum içerisinde yaşayan insanlardan hangilerinin dini olacaktır?", "Devlet hangi dinin ilke ve kaidelerinden hareketle meşruiyet kazanacaktır?" türünden sorular bu problemler arasındadır. Demokratik yaklaşımların bu soruya verdiği cevap ise, devletin tüm dinlere karşı nötr olması ve hiçbir dini tahakküm altına almaması gerektiği yönündedir.
2008 YildirimTorun.com    Powered By CdrcX
Bu Konularla İlgili Ayrıntılı Bilgi İçin Bakınız : TORUN, YILDIRIM, DEMOKRASİ VE CUMHURİYET, ORION YAYINEVİ, ANKARA, 2005